Bremen Müzisyenleri

Bir zamanlar eşeği olan bir adam varmış. Eşek değirmene mısır çuvalları taşıyormuş.  Eşek yaşlandığı ve çalışamamaya başladığı için sahibi eşekten memnun değilmiş. -Ne işe yaramaz bir hayvan. Ne yük taşıyabiliyorsun ne de doğru düzgün yürüyebiliyorsun.

Bremen Müzisyenleri

Bir zamanlar eşeği olan bir adam varmış. Eşek değirmene mısır çuvalları taşıyormuş.  Eşek yaşlandığı ve çalışamamaya başladığı için sahibi eşekten memnun değilmiş.

-Ne işe yaramaz bir hayvan. Ne yük taşıyabiliyorsun ne de doğru düzgün yürüyebiliyorsun.

-Efendim, biliyorsun ki kapasitem dört çuval. Oysa bana sen sekiz çuval taşıtıyorsun. Benden daha ne bekliyorsun. Elimden geleni yapıyorum oysa.

-Bir, düzgün çalışmıyorsun. İki, bana sesini yükseltiyorsun. Yarın seni pazarda satıp yeni bir eşek alacağım. Şimdi kaybol.

O gün öğleden sonra ahırdayken eşek kendi kendine kaderi hakkında konuşmaya başlamış:

-Ne kadar nankör bir sahibim var. Hep sadık oldum, tüm zor işleri yaptım. Şimdi ise beni pazarda satmak istiyor. Bana orada ne olacağını bilmiyorum.

Tam o sırada bir mektup gelmiş. Mektubun üstünde kendi adının olduğunu görünce şaşırmış ve sevinmiş. Eşek büyük bir merakla mektubu açmış.

-Vay canına. Günün birinde yeteneğimi göstereceğim bir fırsat çıkacağını biliyordum. Kasabanın en iyi sesi bende. Büyükbabam haklıymış. Ben doğuştan bir yıldızım. Hemen Bremen’e yola çıkacağım. Ama yalnız ne yapacağım? Bana bir grup lazım. Hmm büyük yetenekler bulmalıyım.

 

Eşek biraz yiyecek toplamış ve hiç vakit kaybetmeden Bremen’e yola çıkmış. Bir evin önünden geçerken birinin yüksek sesle bağırdığını duymuş:

-Sen hiçbir işe yaramıyorsun. Bugün beni yarı yolda bıraktın. Senin yüzünden tüm arkadaşlarım bana gülüyor.

-Efendim, elimden geleni yaptım.

-Hayır yapmadın. Yaşlandığını ve hiçbir haltı yapamadığını kabul et. Bugün tek bir şey bile yakalayamadın. Yıllardır böyle bir şey olmamıştı.

Köpeğin sahibi köpeğe vurunca köpekte canını kurtarmak için evden kaçmış. Sahibinin arkasından kapıyı kapattığını görmüş.

-Anlaşılan zor bir gün geçirdin ha?

-Evet, bazı günler kötü. Yarın daha iyi geçecek eminim.

-Evet, doğru. Her zaman böyle olumlu olmalısın. Beni dinle. Bremen’e gidiyorum. Sende gelmelisin. Bence gelirsen hayatın sonsuza dek değişecek.

-Vay canına. Böyle bir fırsat bekliyordum. Davul çalabilirim, ne dersin?

-Muhteşem. Grubuma katılabilirsin.

Köpek “elbette” demiş ve eşeğe katılmış. İkisi birden Bremen’e doğru yola çıkmışlar. Kısa bir mesafe kat etmişler ki güçlü bir çığlık duymuşlar.

-Şimdi ne yapacağım? Şimdi nereye gideceğim?

Eşekle köpek kendilerine hâkim olamayarak hemen kedinin yanına gitmişler:

-Ne oldu ufaklık, neden ağlıyorsun?

-Canını sıkan nedir? Yardımcı olabileceğimiz bir şey var mı?

-Bir zamanlar her gün ödül alırdım. Ne kadar mutluydum. Hem de her gün.

 

-Peki, şimdi ne oluyor?

-Sahibimin gözünün bebeği olduğum günler oldu ama şimdi.

-Şimdi ne oldu?

-Sahibim nehirde ölmemi istiyor.

-Nedenmiş?

-Evet, neden?

-Sahibimin ahırında yüzlerce fare var. Eskiden hepsini yakalardım. Hem de her birini. Ama son birkaç yıldır fareler artık daha zeki. Ben sola gidiyorum, onlar sağa. Sonra ben sağa onlar sola. Ben yukarı onlar aşağıya. Son birkaç aydır tek bir fare bile yakalayamadım ne yazık ki. Yavru fare bile.

-Bunun sebebi yaşın olamaz değil mi?

-Elbette değil. Patilerim biraz zayıfladı. Ama çok güçlüyüm bakın.

-Şüphesiz. Peki, şimdi ne yapacaksın?

-Bilmiyorum.

-Hey, beni bir dinle. Bence gelirsen hayatın sonsuza dek değişecek.

Kedi uzun uzun düşünmüş.

-Ama bu köpekten korkuyorum.

-Merak etme, sana zarar vermez. Sen benim sorumluluğumdasın.

-Sana güveniyorum.

 

Üçü neşe içinde Bremen’e doğru yürümeye başlamış. Aniden bir ses duymuşlar.

-Bir ses duydun mu?

-Evet, biri şarkı söylüyor.

-Aa şurada. Şarkı söyleyen şu horoz. Keşke o da grubumuza katılsa.

Üçü horoza doğu yürümeye başlamışlar. Horozdan gruplarına katılmasını ve Bremen’e gelmesini isteyeceklermiş.

Horoz:

-Ya şarkı söyle, ya da bağır.. Eğer biliyorsun son günün..

-Merhaba dostum, sesin ne güzelmiş. Acaba…

-Bu sözleri sahibimden duymak istiyorum ama nerede. Ondan önce benden sıcak çorba yapar. Son nefesimi verene kadar mümkün olduğunca çok şarkı söylemek istiyorum. Yani, bu şarkıları işte.

-Lütfen beni dinle. Bence bu hayatının sonsuza dek değiştirecek.

-Ciddi misiniz? Sizce benden bir şey olur mu?

-Neden olmasın. Sadece biz varız. Sende solistimiz olursun. Ne dersiniz çocuklar?

-Evet.

-Olur.

-Harika. Hazırım. Hadi gidelim.

Anlaşmışlar ve neşeli grup şarkı söyleyerek Bremen’e doğru yürümeye başlamış.

-Bremen’e yürüyoruz. Biz Bremen mızıkacılarıyız.

Dördü birlikte kilometrelerce yol almış. Ama karanlık oluyormuş ve çevrelerinde canlı görmedikleri için korkmaya başlamışlar. Arada bir çevreden garip sesler geliyormuş. Bir süre sonra bir ışık görmüşler ve ona doğru ilerlemeye karar vermişler.

-Birinin evi olduğuna neredeyse eminim. Geceyi orda geçirebiliriz. Yarın sabah yolculuğumuza devam ederiz, ne dersiniz?

-Bu karanlık çok korkunç. Biran önce eve girsek iyi olacak.

Sonunda eve varmışlar ve etrafa bakınmaya başlamışlar. En uzunları eşek olduğundan hemen pencereye giderek içeri göz atmış.

-Bizim için yemek görüyor musun?

-Ne görüyorsun dostum, içerisi güvenli mi? Neden bu kadar uzun sürdü.

Eşek odaya şöyle bir baktıktan sonra açıklamış.

-Vay canına. Ne yermiş ama. Leziz yiyecek ve içecekle dolu bir sofra. Parada var. Çokça mücevher ve değerli taşta. Acayip bir görüntü bu.

-Yemeklerini bizimle paylaşmalarının bir yolu var mı, karnım çok acıktı.

-Bizler Bremen mızıkacılarıyız. Eminim bizleri içtenlikle karşılayacaklardır.

-Büyük müzisyenler olduğumuzu nereden bilecekler, neden bir şarkı söylemiyoruz?

-Harika bir fikir bu. Hadi en iyi şarkımızı söyleyelim. Bizi hemen içeri davet edeceklerdir.

Böylece eşek yerini almış ve pencerenin yanında durmuş. Köpek onun üzerine çıkmış. Köpeğin üstüne de kedi fırlamış. Horozda kedinin üstüne tünemiş. Eşek işareti verince dördü en iyi şarkılarını söylemeye başlamış. Eşek anırmış, köpek havlamış, kedi miyavlamış, horoz ötmeye başlamış.

-Bremen’e yürüyoruz. Bizler Bremen mızıkacılarıyız.

Öyle yüksek sesle söylüyorlarmış ki cam kırılmış.

-Hayalet olmalı bu. Size burada hayalet var demiştim. Kaçın kaçınnnn…

Üç hırsızda korkudan hızla oradan kaçmışlar. Bunu fırsat bilen eşek, köpek, kedi ve horoz içeri girmiş. Oradaki yemeklerle kendilerine ziyafet çekmişler. Gözlerine inanamıyor, şanslarının böylesine dönmesine, hiçbir şeyleri yokken yemek ve paranın bol olduğu bu evde olduklarına inanamıyorlarmış.

-Şimdi ışıkları kapatıp iyi bir uyku çekelim. Yarın sabah Bremen yolculuğumuza buradan devam ederiz. Harika olacak.

-Buradan gitmek zorunda mıyız? Bolca yiyecek ve para var. Yıllarca hiçbir şey yapmamıza da gerek yok. Sadece bir fikirdi.

-Bende öyle düşünüyorum.

-Aynı fikirdeyim.

-Bunu düşüneceğiz. Şimdi biraz uyuyalım, çok uzun bir gün oldu.

Eşek bir saman yığınında, köpek kapının arkasında, kedi şöminenin yanında, horozda çatıda uykuya dalmış. Hırsızlar henüz çok uzaklaşmamış. Geri dönmüşler ve ışıkların kapalı olduğunu görmüşler. Hayaletin evi terk etmiş olabileceğini düşünmüşler.

-Guy, git hayalet evden ayrılmış mı bir bak bakalım.

-Neden ben? Bence başkasını göndermeliyiz. Benden daha güçlü birisini.

-Ne kadarda korkaksın. Aslında gider kendim bakardım ama görüyorsun bileğim burkuldu. Ya gidersin ya da bu ekipten ebediyen ayrılırsın.

-Tamam, tamam gidip bakarım.

Hırsız tereddüt içinde eve doğru yürümüş. Eve yaklaşınca bıçağını çıkarmış ve yavaşça kapıyı açmış. Adam kedinin parlayan gözlerini ateşin alevleri sanmış.

-Aah, ateş olmalı. Şu mumu bir yakayım.

Korkan kedi hızla hırsızın üstüne atlamış ve yüzünü tırmalamış. Hırsız ne olduğunu anlayamamış ve aceleyle kapıya yürümüş. Kapının arkasındaki köpek korkuyla hırsızın bacağını ısırmış.

-Aman tanrım. Hayalet burada.

Adam çete arkadaşlarına doğru koşarken eşekten büyük bir çifte yemiş ve hayaletin hala orada olduğuna iyice inanmış. Sonrada horoz yüksek sesle üüürüüü üüü diye bağırmış.

-Efendim, efendim hayalet daha gitmemiş. Hala basbayağı orada. Elleriyle yüzümü çizdi. Bacağımı ısırdı ve sert bir tekme attı. En sonunda da bana garip garip güldü.

-O halde buradan gidelim. Diğer çete üyelerini de arıyor olabilirler. Hadi kaçın, kaçın…

Hırsızlar bir daha dönmemek üzere orayı terk etmiş. Dört hayvansa onlara uzun süre yetecek yiyecek ve para olduğundan bir süre burada kalmışlar. Yolculukları için kendilerine enstrüman ve bir araba almışlar. Her gün çalışmışlar. Sonra bir gün eşek iyi olduklarını ve yola çıkma zamanının geldiğini söylemiş.

-Arkadaşlar, bence bugün Bremen’e gidip yeteneğimizi sergilemeliyiz. Siz ne diyorsunuz?

-Evet.

Yeni arabalarına enstrümanlarını yüklemişler ve Bremen’e yola çıkmışlar. Müthiş bir manzaraymış. Dördü büyük müzisyenlere benziyormuş. Hemen mekâna gitmişler ve şarkılarını büyük bir özgüvenle söylemeye başlamışlar. Şarkıları dinlemek için insanlar toplanmış. Dinleyiciler grubu alkışlamış ve tezahürat yapmışlar. Yarışmayı kazanarak zengin ve ünlü bir grup olmuşlar. Tüm hayalleri gerçek olmuş. Dünyayı gezerek şarkılarını söylemişler ve sonsuza dek mutlu yaşamışlar.

Tepkileriniz Nedir?

like
9
dislike
1
love
3
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0