Pamuk Prenses Ve Yedi Cüceler

Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde bir kraliçe varmış. Bu kraliçe, gösterişli bir sarayda yaşıyormuş. Karlı ve soğuk bir kış gününde, sarayında nakış işleyen bu kraliçe bir yandan da hayal kuruyormuş

Pamuk Prenses Ve Yedi Cüceler

Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler


Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde bir kraliçe varmış. Bu kraliçe, gösterişli bir sarayda yaşıyormuş. Karlı ve soğuk bir kış gününde, sarayında nakış işleyen bu kraliçe bir yandan da hayal kuruyormuş. Birden bire kraliçenin eline iğne batmış. Kraliçenin elinden 3 damla kan akmış.
Kraliçe damlayan kanlara bakarak, ‘bir çocuğum olursa, teni bembeyaz olsun kar gibi, yanakları kıpkırmızı olsun kan gibi, saçları da simsiyah olsun pencerenin çerçevesi gibi’ diye dilemiş içinden. Kısa bir süre sonra, bu kraliçenin bir kız çocuğu olmuş. Aynı içinden geçirdiği gibi, bembeyaz tenli, al yanaklı ve simsiyah saçlı çok güzel bir kızmış bu kız. Kraliçe çok sevinmiş, çok mutlu olmuş. Kızına pamuk prenses adını vermiş. Fakat talih bu ya, kraliçe doğumdan birkaç saat sonra hayatını kaybetmiş.


Kısa bir süre sonra, kral tekrar evlenmiş. Saraya gelen yeni kraliçe, çok güzel ve alımlı bir kadınmış. O kadar güzel olmasına rağmen, çok kötü ve kibirli bir kadınmış. Dünyadaki en güzel kadının kendisi olduğuna inanır, ondan daha güzel birisinin varlığına tahammül bile edemezmiş. Sihirli bir aynası olan bu kraliçe, her gün aynasının karşısına geçer saatlerce kendisine bakar ve ‘ayna ayna söyle bana var mı benden güzeli bu dünyada?’ diye aynasına sorarmış. Ayna’da ‘Tabi ki yok kraliçem, en güzel sizsiniz’ diyerek karşılık verirmiş.


Fakat pamuk prenses büyüyüp de, genç ve güzel bir kız olduğunda ayna şöyle demiş,
‘Siz çok güzelsiniz kraliçem, Fakat sizden daha güzel birisi var. Oda pamuk prensestir.’
Bunu duyan kraliçe, çılgına dönmüş. Öfkesinden, gecelerce uyuyamamış, tek lokma yemek bile yiyememiş. Günlerce, ne yapmalıyım diye düşünmüş. Pamuk prensesin kendisinden daha güzel olması onu çok sinirlendirmiş. Sonra bir karar vermiş, pamuk prensesi öldürtecekmiş. Sarayın avcısını yanına çağırarak, ona planını anlatmış.


‘Pamuk prensesi, kimseye fark ettirmeden ormana götür. Yine kimseye duyurmadan onu orada öldür. Kalbini ve ciğerini sökerek bana getir ki öldürdüğüne kanıt olsun’ demiş sarayın avcısına.
Avcı, pamuk prensesi ormana götürmüş. Onu öldürmeye kararlıymış. Avcı tam bıçağını çekmiş, pamuk prensesi öldürecekken, pamuk prenses ağlamaya başlamış. Avcı, pamuk prensese bakınca ona kıyamamış ve öldürmekten vazgeçmiş. Avcı, pamuk prensese, kraliçenin kötü planından bahsederek bir daha saraya gelmemesini yoksa kendisinin de, pamuk prensesinde öldürüleceğini söylemiş ve oradan uzaklaşmış.


Yolda bir yaban domuzuyla karşılaşan avcı, domuzu öldürmüş. Kraliçenin istediği kanıtı elde edebilmek için, domuzun kalbini ve ciğerini sökmüş. Pamuk prenses ise ormanda tek başına nereye gideceğini düşünüp durmuş tüm gün boyunca. Akşam olup da, karanlık basınca pamuk prenses dağların ardında küçük bir kulübe görmüş. Oraya doğru yürüyen pamuk prenses, evin kapısını çalmış. Kapıyı açan olmayınca, pamuk prenses yapacak başka bir şeyi olmadığı için eve girmiş.


İçeride, lezzetli yiyeceklerle dolu 7 tabak, 7 sandalye ve uzun bir masa varmış. Masanın yan tarafında da 7 tane yatak varmış. Evdeki tüm eşyalar küçücükmüş. Pamuk prenses çok şaşırmış. Karnı çok acıkan pamuk prenses, uzunca bir süre eve birilerinin gelmesini beklemiş. Kimse gelmeyince, dayanamayıp masanın üzerinde duran yemekleri yemiş. Yemeği yedikten sonra uykusuna yenik düşen pamuk prenses, yataklardan birine yatarak derin bir uykuya dalmış. Biraz zaman geçtikten sonra, evin sahipleri olan yedi cüceler, evlerine geri dönmüş. Bir madende çalışan bu yedi cüceler, evlerinde pamuk prensesi gördüklerinde ‘ne kadar güzel, saf bir kız’ diye düşünmüşler ve onu rahatsız etmemişler.


Sabah olunca, pamuk prenses derin uykusundan uyanmış. Karşısında yedi cüceleri gören pamuk prenses, korkudan ve şaşkınlıktan donup kalmış. Yedi cücelerle konuşan pamuk prenses, onların iyi insanlar olduklarını anlamış ve onlardan bir zarar gelmeyeceğine emin olmuş. Pamuk prensesi çok seven yedi cüceler de, pamuk prensesin evde kalarak, ev işlerine yardımcı olmasını istemişler. Pamuk prenses, bu isteği hemencecik kabul etmiş.


Yedi cüceler işe giderken, pamuk prensesle vedalaşmışlar ve ona kapıyı kimseye açmamasını tembih etmişler. ‘ Üvey annen, yaşadığını öğrenirse seni yeniden öldürmeyi dener’ diyerek pamuk prensese dikkatli olmasını söylemişler. Pamuk prenses, dikkatli olacağını söyleyerek, işe uğurlamış yedi cüceleri.


Günler böyle geçip giderken, bir gün sarayda yaşayan kibirli kraliçe tekrar geçmiş aynanın karşısına. Ve sormuş aynaya, ‘ayna ayna söyle bana, var mı benden daha güzeli bu dünyada?’
Aynanın cevabı, kraliçeyi şoka uğratmış.
‘Siz çok güzelsiniz kraliçem. O kadar güzelsiniz ki, buralarda sizden daha güzeli yok. Fakat, dağların ardında yedi cücelerle birlikte küçük bir kulübede yaşayan pamuk prenses, sizden daha güzel’


Bunu duyan kraliçe, pamuk prensesin ölmediğini anlamış ve bir şeyler yapmaya karar vermiş. Yaşlı ve çirkin bir kılığa bürünen kraliçe, pamuk prensesin yaşadığı eve gitmiş. Kapıyı çalan kraliçe, ‘ kurdele satıyorum, harika kurdelelerim var’ diye seslenmiş, pamuk prensese. Sesi duyan pamuk prenses, yaşlı kadından kötülük gelmeyeceğini düşünerek, kapıyı açmış.
Pamuk prensese kurdeleleri gösteren kraliçe, bir kurdeleyi pamuk prensesin boynuna bağlamış. Kraliçe, kurdeleyi pamuk prensesin boynunda öyle bir sıkmış ki pamuk prenses yere yığılmış. Pamuk prensesin öldüğünü düşünen kraliçe, hemen sarayına geri dönmüş.


Akşam olup da, yedi cüceler işten döndüğünde, pamuk prensesi yerde yatarken görmüşler. Hemen boynunda ki kurdeleyi çıkarmışlar ve pamuk prenses yeniden canlanmış.
Sabah olduğunda kraliçe, yeniden aynasına sormuş. Ayna, yine en güzel pamuk prenses deyince, kraliçe tekrar dağların ardında ki o küçük kulübeye doğru yola koyulmuş.
Kapıyı çalan kraliçe, ‘harika taraklarım var, taraklarıma bakın’ diye seslenmiş pamuk prensese. Pamuk prenses, dün yaşadıklarını unutarak açmış kapıyı tekrar kraliçeye. Kraliçe, pamuk prensesin saçını taramış ama tarak zehirli bir tarakmış. Tarak saçına değdiği an, pamuk prenses yere yığılmış. Akşam işten dönen yedi cüceler, pamuk prensesin saçından zehirli tarağı alarak onu tekrar hayata döndürmüşler.


Sabah olduğunda kraliçe, aynanın karşısına yeniden geçmiş. Aynadan, pamuk prensesin hala ölmediğini öğrenince öfkeden gözleri dönmüş. Bu kez kararlıymış, en zehirli iksirinin hazırlayarak, kıpkırmızı bir elmanın yarısına sürmüş ve pamuk prensesin yaşadığı eve doğru yola koyulmuş.
Pamuk prensesin yaşadığı kulübeye gelince, ‘al yanaklı güzel prensese, yanakları gibi al bir elma benden hediye’ diye seslenmiş kraliçe. Pamuk prenses bu kez tedirgin olmuş ve kapıyı açmak istememiş. Kraliçe, elmanın zehirsiz tarafından ısırarak, ‘bak kızım, hiçbir şeyi yok, korkma’ diyerek pamuk prensesi ikna etmiş. Elmanın zehirli tarafından ısıran pamuk prenses ise, olduğu yerde yere yığılmış.


Kraliçe bu sefer eminmiş. Pamuk prensesten sonsuza kadar kurtulduğuna inanıyormuş. Neşeli bir şekilde sarayına geri dönmüş. Saraya döner dönmez, aynasına tekrar o malum soruyu sormuş. Ayna, ‘dünyada sizden daha güzel kimse yok kraliçem’ demiş ve kraliçe, pamuk prensesin öldüğünden emin olmuş.


Bu sefer ki iksir öyle zehirliymiş ki, yedi cüceler pamuk prensesi tekrar hayata döndürememişler. Çok üzülen yedi cüceler, pamuk prensesi gömmek yerine onu cam bir tabuta koyarak, yüksek bir tepeye yerleştirmişler.
Günler geçmiş. Bir gün yakışıklı bir prens, yedi cüceleri ziyarete gelmiş. Tepenin üstünde, cam bir tabutta yatan pamuk prensesi gören prens, ona hemencecik aşık olmuş.


‘Pamuk prensesi sarayıma götürmek istiyorum. Lütfen izin verin’ demiş prens, yedi cücelere.
Yedi cüceler kabul etmiş, prensin bu isteğini. Prensin yardımcıları tabutu kaldırırken, pamuk prensesi bayıltan zehirli elma parçası, pamuk prensesin ağzından düşmüş. Pamuk prenses yerinden kalkmış ve etrafına bakmış. Prensi gören pamuk prens, ona aşık olmuş. Birbirlerini çok seven pamuk prenses ve prens, bir süre sonra evlenmeye karar vermişler.


Düğün günü gelmiş. Pamuk prensesin üvey annesi olan kötü kalpli kraliçe de, düğüne davetliymiş. İçeri giren kraliçe, hiçbir kötülük yapmaya fırsat bulamamış. Prensin yardımcıları, kraliçeyi kıskıvrak yakalayarak oradan uzaklaştırmış. Prens, kötü kalpli kraliçeyi uzak bir ülkeye sürgün etmiş. O günden sonra, pamuk prenses ve prens mutlu mesut yaşamışlar.

Tepkileriniz Nedir?

like
50
dislike
7
love
36
funny
10
angry
5
sad
8
wow
9